İİK.nunun 88. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde yer alan "... alacaklının muvafakatı ve..." ibaresinin Anayasanın 2, 13 ve 35. maddelerine aykırı olması nedeniyle anayasa mahkemesinin 12.01.2012 gün ve E:2010/90, K:2012/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan, kararın Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA karar verilmesine ilişkin 12.01.2012 tarihli karar -
İcra mahkemesinde “usulsüz tebligat” iddiasıyla açtığı ihalenin feshi davasını kaybeden borçlunun -bu konuda icra mahkemesince verilen davanın reddine dair kararın kesinleşmesinden sonra- genel mahkemede -alacağına mahsuben taşınmazı satın almış olan banka aleyhine- her zaman “tapu iptali ve tescil davası” açabileceği–
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu (mad.1/3-d) uyarınca müzayede mahallerinde yapılan satışların katma değer vergisine tabi olduğu; icra yoluyla yapılan satışlarda verginin mükellefinin satışı gerçekleştiren icra dairesi olduğu, icra müdürlüğünce katma değer vergisinin tarh ve tahakkuk işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin icra mahkemeleri değil vergi mahkemeleri olduğu-
488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre icra müdürlüğünce, damga vergisinin tarh ve tahakkuk işlemlerinin anılan verginin mükellefi sıfatıyla yapılmakta olduğundan, bu işlemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin icra mahkemeleri değil, vergi mahkemeleri olduğu-
Bir yıllık itirazın iptali davasını açma süresi kural olarak "borçlunun itirazını" alacaklıya tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlarsa da, alacaklının itirazın iptali davası açmadan önce icra mahkemesine başvurarak "borçlunun itirazının kaldırılmasını" istemiş olması halinde, alacaklı icra mahkemesine başvurduğu tarihte borçlunun itirazını öğrenmiş sayılacağından bu durumda itirazın kaldırılması talebi reddedilen alacaklının, icra mahkemesine başvurduğu tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemede itirazın iptali davası açması ve aksi takdirde açılan davanın "süre aşımı" nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği